‘Rum malında’ tarım yapanı dahi tutuklayacaklar!

Bilinenler
Rum Yönetiminin KKTC’de kalan mülkler üzerinde mahkeme yoluyla yarattığı tedirginlik devam ederken, Güney Kıbrıs’ta, KKTC’de kalan Taşınmazların Kullanımına İlişkin Ceza Hükümleri ortaya çıktı. KKTC’de iş yapan yabancıları, Kıbrıslı Türk müteahhitleri ve emlakçıları hedef alan Rumlar, çerçeveyi genişletti.
Rum malı olarak tabir edilen tüm toprakların üzerinde tarım yapmak dahi suç sayılıyor. Güney Kıbrıs’ta yürürlükte bulunan Ceza Yasası’nın 303A ve 281. maddeleri, Kuzey Kıbrıs’ta Rumlara ait olduğu iddia edilen taşınmazların kullanımı ve bunlar üzerinde gerçekleştirilen bazı işlemler nedeniyle ceza sorumluluğu doğurabilecek hükümler içeriyor.
303A. maddeye göre, kayıtlı malikin rızası olmaksızın başkası adına kayıtlı bir taşınmazın satılması, kiraya verilmesi, günlük kiralanması, ipotek edilmesi, kullanımına sunulması, bu işlemlerin reklamının veya pazarlamasının yapılması ile satış ya da kira sözleşmesi düzenlenmesi suç kapsamında değerlendiriliyor.
281.madde ise kayıtlı malikin veya mirasçılarının izni olmaksızın başkası adına kayıtlı bir taşınmazın işgal edilmesini, kullanılmasını veya üzerinde tarımsal faaliyette bulunulmasını suç olarak düzenliyor. Maddenin lafzındaki «herhangi bir şekilde kullanma» ifadesi nedeniyle taşınmaz üzerinde fiili kullanımın farklı biçimlerinin de bu kapsamda değerlendirilebileceği belirtiliyor.
Hukuk çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, söz konusu hükümler nedeniyle yalnızca satış ve kiralama faaliyetlerinde bulunanların değil, taşınmazların fiilen kullanılmasına katkı sağlayan kişi ve işletmelerin de çeşitli hukuki risklerle karşı karşıya kalabileceği ifade ediliyor. Bu kapsamda müteahhitler, emlakçılar, proje geliştiricileri, otel, restoran, kafe ve market işletmecileri, kiracılar, çiftçiler, inşaat çalışanları ile taşınmazlarda fiilen görev yapan farklı meslek gruplarının durumunun somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebileceği belirtiliyor.
Uzmanlar ise ceza sorumluluğunun her olayda otomatik olarak doğmadığını, her dosyada fiilin niteliği, kişinin taşınmazın hukuki statüsüne ilişkin bilgisi ve diğer delillerin mahkemeler tarafından ayrı ayrı değerlendirildiğine dikkat çekiyor.