«Lefke'de Cittaslow, Barış Eko Sistemi'ne dönüştü»

Bilinenler
Sakin şehir (Cittaslow) kavramı sadece trafiği azalttığımız, yeşil alanları artırdığımız şehirler yaratmak anlamına gelmiyor. Bu felsefe, yerel kültürü koruma, çevreye duyarlı ve birlikte yaşam anlayışını destekleyen kent anlayışını da ifade ediyor. Lefke Belediyesi bu anlayışı barış, sanat ve kültürel mirasla zenginleştirerek 'Barış Eko Sistemi' adını verdiği modeli uluslararası Cittaslow ağına taşıdı. Lefke Belediyesi Cittaslow ve Dış İlişkiler Sorumlusu Münevver Çakmak ile bu yaklaşımın detaylarını konuştuk.
«Cittaslow (Sakin Şehir), kentlerde yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlayan uluslararası bir şehir ağıdır. Hareket, 1999 yılında İtalya'da, Slow Food (Yavaş Gıda) felsefesinden esinlenerek kurulmuştur. Cittaslow'un temel hedefi; hızlı ve yoğun kent yaşamı yerine sürdürülebilir, yaşanabilir ve insan odaklı şehirlerin gelişimini desteklemektir. Cittaslow kriterleri; çevrenin korunması, yerel kültürün, geleneklerin ve mimari mirasın yaşatılması, yerel üretici ve esnafın desteklenmesi, trafik ve gürültünün azaltılması, yeşil alanların artırılması ve halkın karar alma süreçlerine katılımının teşvik edilmesi gibi başlıklardan oluşmaktadır. Bir kentin Cittaslow ağına katılabilmesi için nüfusunun 50 binin altında olması ve uluslararası Cittaslow kriterlerini karşılaması gerekmektedir. Üye kentler, bu kriterleri koruyup korumadıkları açısından belirli aralıklarla yeniden değerlendirilmektedir. Kuzey Kıbrıs'ta Cittaslow unvanını alan ilk yerleşim yeri Mehmetçik oldu. Mehmetçik'in ardından Yeniboğaziçi ve Lefke de ağa katıldı. Bugün itibarıyla Kuzey Kıbrıs'ta Cittaslow ağına üye beş belediye bulunmaktadır.»
«Cittaslow'un temel felsefesinde barış, birlikte yaşam ve ekosistemin korunması önemli bir yer tutuyor. Biz de Lefke Belediyesi olarak bu anlayıştan hareketle Barış Eko Sistemi adını verdiğimiz bir proje geliştirdik. Lefke'den yola çıkarak barış, birlikte yaşam ve sanatı ortak bir paydada buluşturmayı hedefledik. Belediye Başkanımız Aziz Kaya da uzun yıllardır barış ve birlikte yaşam fikrini savunan, Alpıç Sınır Kapısı'nın açılması için önemli çaba gösteren bir isim. Bu yaklaşım, belediyenin kültür politikalarına da yansıyor. Lefke'nin simge isimlerinden ve barış şairlerimizden Fikret Demirağ anısına, belediyemizin katkılarıyla 2018 yılından bu yana Fikret Demirağ Şiir Festivali düzenleniyor. Festival kapsamında her yıl dünyanın farklı ülkelerinden ve Kıbrıs'ın güneyinden şairler Lefke'ye gelerek çeşitli etkinliklere katılıyor. Biz de Lefke'nin Cittaslow anlayışını, şiir festivalinin barış ve kültür eksenli yapısıyla bir araya getirerek Barış Eko Sistemi projesini hayata geçirdik. Lefke'de doğan bu fikir, zamanla diğer Cittaslow üyesi şehirlerin de dikkatini çekti ve benimsendi. Aslında çıkış noktamız, Kıbrıs'ta belediyelerin ortak projeler etrafında bir araya gelerek iş birliği yapabilecekleri bir model oluşturmaktı. Süreç içinde proje gelişti ve uluslararası destek görmeye başladı. Özellikle Almanya'dan önemli katkılar aldık. Son yıllarda savaşlardan kaçan mültecilere ev sahipliği yapan Cittaslow kentlerinin sayısının artmasıyla birlikte, barış anlayışının yavaş şehir felsefesinin temel unsurlarından biri olduğu daha güçlü biçimde gündeme geldi. Bu değerlendirmeler sonucunda Barış Eko Sistemi, Cittaslow ağı içinde örnek uygulamalar arasında ayrı bir başlık olarak yer almaya başladı. Aslında Lefke'de bunu uzun yıllardır farklı alanlarda hayata geçiriyoruz. Fikret Demirağ Şiir Festivali başından beri iki toplumlu bir yapıya sahip. Bunun yanında Lefke 48 Maden Grevi'nin ortak hafızası da barış, dayanışma ve iki toplumun bir araya gelmesi fikrini besleyen önemli değerlerden biri olarak çalışmalarımıza yön veriyor.»
«Çevre dediğimiz kavram, yalnızca etrafımızda gördüğümüz ağaçlardan ya da kuşlardan ibaret değil; hepimizin içinde yaşadığı ekosistemin bütününü ifade ediyor. Bugün Lefke'de yaşanan herhangi bir çevre sorunu yalnızca Lefke'yi ilgilendirmiyor. Örneğin CMC'den miras kalan çevre sorunlarının etkileri tüm adayı etkiliyor. Dolayısıyla bu tür sorunlara tek taraflı çözümler üretmek mümkün değil. Bu adadaki çevre sorunları ancak iki toplumun iş birliğiyle çözülebilir. Bu nedenle çevreyi korumak da barışın ve birlikte yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Geçmişte yeniden madencilik konusu gündeme geldiğinde her iki toplum da ortak bir duruş sergileyerek buna karşı çıktı. Bugün kuzeyde madencilik faaliyeti yürütülmüyor. Güneyde ise sınırlı ölçekte faaliyet gösteren bir şirket bulunuyor. Buna rağmen çevrenin korunması konusunda iki toplumun ortak mücadele vermesi, iş birliğinin mümkün olduğunu gösteren önemli örneklerden biridir.»