DAÜ, «Okyanuslar ve denizler eylem gündemi» çalıştayına katıldı

Bilinenler
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ), küresel iklim değişikliğiyle mücadelede dünyanın en önemli uluslararası platformlarından biri olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) hazırlık süreci kapsamında, 13–14 Ağustos 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen «UNFCCC COP31 Presidency of Türkiye – Oceans & Seas Action Agenda Workshop» başlıklı çalıştayda yer aldı. COP31 «Okyanuslar ve Denizler Eylem Gündemi» kapsamında düzenlenen çalıştayda DAÜ’yü, COP31 süreci Danışma Kurulu Üyesi, DAÜ Fen ve Edebiyat Fakültesi Biyolojik Bilimler Bölüm Başkanı ve Sualtı Araştırma ve Görüntüleme Merkezi (SAGEM) Başkanı Yrd. Doç. Dr. Burak Ali Çiçek temsil etti.
COP31 Türkiye Başkanlığı tarafından düzenlenen ve ulusal ile uluslararası kuruluşların temsilcileri, bilim insanları ve farklı paydaşların katılımıyla gerçekleştirilen iki günlük çalıştayda, okyanus ve iklim gündeminin COP31 sürecindeki öncelikleri ile uygulanabilir çözüm önerileri değerlendirildi.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında her yıl düzenlenen ve dünyanın en önemli iklim zirvesi olan COP31, Türkiye’nin ev sahipliğinde 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Zirve, iklim değişikliğine uyum, finansman ve sürdürülebilir kalkınma başta olmak üzere uluslararası toplumun geleceğe yönelik politikalarının ve somut uygulama araçlarının ele alınacağı önemli bir küresel buluşma olacak. Söz konusu zirvede COP31 süreci Danışma Kurulu Üyesi, DAÜ Fen ve Edebiyat Fakültesi Biyolojik Bilimler Bölüm Başkanı ve Sualtı Araştırma ve Görüntüleme Merkezi (SAGEM) Başkanı Yrd. Doç. Dr. Burak Ali Çiçek beraberindeki heyet ile birlikte bilgi birikimini Antalya’ya taşımayı hedefliyor.
«Denizler ve Okyanuslar İklim Eyleminin Merkezinde»
Yrd. Doç. Dr. Çiçek konu ile ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Dünya yüzeyinin büyük bölümünü kaplayan denizler ve okyanuslar, iklim sisteminin düzenlenmesinde ve atmosferdeki karbonun tutulmasında kritik bir role sahiptir. Bununla birlikte iklim değişikliğine bağlı olarak deniz suyu sıcaklıklarının artması, deniz seviyesinin yükselmesi, okyanus asitlenmesi, oksijen kaybı ve aşırı hava olayları denizel biyolojik çeşitlilik, kıyı ekosistemleri ve bu sistemlere bağımlı toplumlar üzerinde giderek artan baskılar oluşturuyor.
Bu nedenle denizlerin ve okyanusların korunması, yalnızca biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik bir çevre politikası olarak değil, küresel iklim değişikliğiyle mücadele ve iklim değişikliğine uyum çalışmalarının temel bileşenlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Özellikle mavi karbon ekosistemlerinin korunması ve restorasyonu, denizel yenilenebilir enerji, sürdürülebilir denizcilik, deniz kirliliğinin azaltılması ve iklime dirençli kıyı alanlarının oluşturulması iklim eyleminin giderek daha önemli unsurları haline geliyor.
DAÜ’nün Bilimsel Birikimi COP31 sürecine taşınıyor
Doğu Akdeniz, iklim değişikliğinin etkilerinin güçlü biçimde hissedildiği bölgeler arasında yer alıyor. Deniz suyu sıcaklıklarındaki artış, biyolojik çeşitlilikte meydana gelen değişimler, yabancı ve istilacı türlerin yayılımı, kıyısal habitatlar üzerindeki baskılar ve deniz ekosistemlerindeki değişimler, bölgenin iklim değişikliğine karşı hassasiyetini artırıyor. Bu bağlamda Kıbrıs ve çevresindeki denizel ekosistemler üzerine gerçekleştirilen uzun dönemli bilimsel çalışmalar, yalnızca yerel ölçekte değil, Doğu Akdeniz’in iklim değişikliğine verdiği tepkilerin anlaşılması açısından da önem taşıyor.
DAÜ; deniz ve kıyı ekosistemleri, denizel biyolojik çeşitlilik, deniz çayırlarının korunması ve restorasyonu, sulak alanlar, su kalitesi, doğa temelli çözümler ve ekosistemlerin iklim değişikliğine karşı direncinin artırılması konularında yürüttüğü bilimsel çalışmalar ve sahip olduğu saha deneyimiyle bu sürece bilimsel katkı sağlamayı sürdürüyor.
COP31 süreci, DAÜ’nün bu alanlardaki bilgi birikiminin uluslararası iklim gündemiyle buluşturulması ve özellikle Doğu Akdeniz ile ada ekosistemlerinin karşı karşıya bulunduğu sorunların ve geliştirilebilecek doğa temelli çözümlerin uluslararası platformlarda görünür hale getirilmesi açısından da önemli bir fırsat oluşturuyor.
COP31’e giden süreçte denizler ve okyanusların iklim eyleminin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınması ve bilimsel bilginin uygulanabilir politikalara dönüştürülmesi hedeflenirken, DAÜ de akademik bilgi birikimi, araştırma altyapısı ve Doğu Akdeniz’deki saha deneyimiyle sürece katkı sağlamaya devam edecek.”